preloader

Beyin Felci Tedavisi

  • Anasayfa
  • -
  • Nöroloji
  • -
  • Beyin Felci Tedavisi
 Beyin Felci Tedavisi

Serebral Palsi yani bilinen adıyla Beyin Felci, bebeklik ve çocukluk döneminde en sık karşılaşılan, fizik engeli yaratan durumların başındadır. Beyin gelişimi tamamlanmadan, doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında alınan hasarla ortaya çıkan durumdur.

Travma nedeniyle oluşan hasar nedeniyle ilerleme özelliği bulunmayan bu durumdan kaynaklanan sorunlar, erken müdahale ve rehabilitik çalışmalarla en asgari seviyeye indirilmeye çalışılır.

Serebral Palsi veya beyin felci, genel bir tanımla; bebeklik veya çocukluk döneminde ortaya çıkan ve vücut hareketlerini ve kas koordinasyonunu kalıcı şekilde etkilemekle beraber ilerleme seyri olmayan bir dizi nörolojik bozukluktan herhangi birini veya geneli olarak ifade edilebilir.

Serebral palsi (beyin felci)  ortaya çıkan kas hareketlerinin etkilenmesi, kaslardaki ya da sinirlerdeki bir problemden kaynaklanmaz. Asıl sebep beynin, kas hareketlerini kontrol eden bölgelerinde hasarlanmış alanlarından kaynaklanır.

Serebral Palsi Nedenleri:

1. Doğum öncesinden kaynaklı nedenler: Çok nadir durumlarda bebekler anne rahminde iken beyinde hasar oluşur. Bu hasar annenin yaşadığı bir enfeksiyondan kaynaklı olabileceği gibi annenin aldığı bir darbeden de kaynaklı olabilir. Bunun yanında annede oluşan yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi durumlarda beyin felcine sebep olabilir.

2. Doğum sırasında oluşan nedenler: Bebeğin doğum esnasında yeterli oksijen alamaması ya da doğumun zorlu bir süreçle gerçekleşmesi sonucu bebeğin beyninde oluşan hasarla ortaya çıkar.

3. Doğum sonrasında oluşan nedenler: Bebeğin olağan sürecinden çok önce doğumunda yani prematüre doğumlarda ortaya çıkabilir. Beyin gelişimi tamamlanmamış bebekler gelişim sürecine devam edeceğinden olabilecek enfeksiyon ve kanamalar beyin felcine neden olabilir.

Serebral Palsi Tipleri: 

Spastik Tip (Spastite): En kapsayıcı tanımla ifade edilirse, kas sertliği ya da pasif harekete direnç olarak tanımlanabilir.  Bu durumda kaslar olağan yapısında ki değişiklik ve sertlik, diğer hareketlerinde etkilenmesine ve zorlanmasına neden olur. Gelişim döneminde yaşanan bu süreçte ileri spasite, iskelet yapısının da bozulmasına ve deformasyonuna neden olabilir. Spasite, beyin felcinin en sık görüldüğü alt kategoridir. Spastik durumuyla karşı karşıya olan çocuklar, vücutlarının etkilendiği bölgelere göre tanımlama yapılır

a. Hemiparezi tip: Vücudun bir tarafında kol, bacak ve gövdenin etkilenmesi.

b. Diparezi tip: Her iki bacak spastisitesi kollardan daha yoğun olması durumudur Bu tipte bacaklar birbirine sıkışıktır. Hastalarda, parmak ucuna basma sık görülür.

c. Tetraparezi tip: Tüm vücut etkilendiği bu durumda baş kontrolünün yetersizliği, ellerin yumruk şeklinde bacakların çapraz tarzda durması yaygın bir görüntüdür.

Atetoid Tip:  Kontrolsüz hareket olarak tanımlanabilir. Çocukta görülen bacak, kol, el veya yüzünde istemsiz hareketlerden oluşur. Atetoid tipte kaslarda ani farklılaşmalar oluşur. Kaslar çok gevşek durumdan çok sert bir duruma geçebilir. Bu durumda hareketlerin koordineli yapılmasını engeller.

Ataksik Tip: Hastanın denge korumasında genel bir bozukluk görülür. Özellikle baş kontrolünün zayıflığı, gövde dengesinin sağlanamaması nedeniyle gelişim süreci yavaştır ve yürüme çok geç olur.

Karma Tip: Kas tonusu bazı kaslarda aşırı düşük, bazılarında ise aşırı yüksek olduğunda serebral palsinin tipi, karma olarak adlandırılır. Kas tonuslarının farklı tipte ve farklı özellikte olmasının yanında, beyin felçli çocukların vücutlarının, beyin felcinden etkilenen bölümleri de karma bir yapı gösterebilir. Bu durum, beynin hangi kısmının hasar gördüğüne ve hasarın ne kadar büyük olduğuna da bağlıdır.

Serebral Palsi Birlikte Görülebilen/Eşlik Eden Problemler:

Beyin felci durumunda ortaya çıkabilecek veya eşlik edebilecek problemler motor fonksiyonlarda bozukluğun yanı sıra; duyu bozuklukları (sensorial disfonksiyon), gözde kayma, titreme (nistagmus) gibi bozuklukları veya zeka geriliği (mental retardasyon), davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dil-konuşma bozuklukları ve ağız diş problemleri de görülebilir.